Sosyal Medya

ağustos/2019
/bülten

PROJE

Mimari Mirasın İzinde

David Chipperfield’ın ölçülü ama zengin mimari tasarım anlayışını yansıtan James-Simon Galerie, Berlin'deki Müze Adası'na bölgenin gelişimine katkı koymuş mimarlara atıfta bulunarak yerleşiyor.

Berlin’de Kupfergraben Kanalı ile Neues Müzesi arasında bağ kuran ve Friedrich August Stüler’in forum mimarisinin devamı niteliğindeki James-Simon Galerie, Müze Adası’nın yeni giriş binası olarak hizmet veriyor. Galeri, yerleştiği aksla birlikte, Müze Adası için 1999 yılında geliştirilen ve temel kabul edilen imar planının omurgasını şekillendiriyor.

Cesur görsel mevcudiyetinin ötesinde galeri, tümü geniş bir koridor ağıyla çevre müzelere yer altından bağlı olan 300 kişilik bir oditoryum, bir dükkan, bir kafe ve 604 metrekarelik bir galeri de dahil olmak üzere bölgede ihtiyaç duyulan çeşitli olanakları barındırıyor. Yapı, girişte beyaz mermer sütunların cılız oranlarıyla başlayıp ardından giriş yolunun anıtsal ölçeğini takip ediyor. Bina boyutları sayesinde Müze Adası’nın derinliklerine uzanan bir bakış açısı sağlarken Neues Müzesi’nin batı cephesin de korunmasına aracılık ediyor. Yapının, üzerinde uzun bir sütun dizisinin yer aldığı ve klasik bir zemin katı temsil eden yüksek taş kaidesiyse Kupfergraben kanalının kıyısını güçlendiriyor.

Giriş kotundaki geniş alanlar, çalışma saatleri dışında da halka açık olup bölgedeki kamusal alanları daha da artırmayı amaçlıyor. İnce sütunlar, “kültürel akropolü” ile Friedrich Wilhelm IV'ün ünlü eskizini hatırlatan bir tema oluşturmuş ve Stüler’in asıl olarak Neues Müzesi’nde sona eren sütun dizisini çağdaş bir biçimde sürdürerek, galeri ve Neues Müzesi arasında sütunlu, küçük yeni bir avlu ortaya çıkarıyor.

Uzun kaide ve alçak sütunlar arasında, üç geniş adımla kat etmenin mümkün olduğu yol, ziyaretçileri binaya davet ediyor. Bir üst katta ziyaretçileri, danışma ve bilet gişelerinin yer aldığı, Pergamon Müzesi’nin de ana sergi katına doğrudan erişimi sağlayan geniş bir fuaye karşılıyor. Fuaye aynı zamanda kafeteryayı da içine alarak, kanal boyunca devam eden ve binanın tüm uzunluğu boyunca işleyen büyük bir terasa açılıyor. Ana giriş fuayesinin altındaki asma kat; satış bölümüne, büyük bir vestiyere, ıslak hacimlere ve kilitli dolaplara ev sahipliği yaparken, geçici sergi alanları ve oditoryum ise bodrum katta konumlanmış. İç mekanlara pürüzsüz yerinde dökme beton malzeme hakimken, dış cephesinde doğal taş agrega ile işlenmiş taş malzemenin bir araya geldiği yapı; kireçtaşı, kumtaşı ve işlenmiş cepheleriyle zengin bir malzeme paletine sahip.

Fotoğraflar: © Ute Zscharnt

Sitemizde sunulan özelliklerin ve sitenin işleyişi için bazı çerezlerin kullanılması teknik olarak zorunludur. Diğer bazı çerezler de sitemizi geliştirmek ve bizim tarafımızdan veya yetkili hizmet sağlayıcılarımız tarafından size ilgi alanınıza göre reklamların sunulması amacıyla kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için Çerez Politikası metnini inceleyebilirsiniz.

×