Sosyal Medya

nisan/2018
/bülten

SÖYLEŞİ

Mimaride Süreklilik

"Her zaman seninle aynı dalga boyunda olanlarla çalışmazsın; bazen de bambaşka bir cephede sana hiç benzemeyenlerle, onları dönüştürmeyi ve dönüşmeyi göze alarak mesleğini yaparsın." -Mehmet Kütükçüoğlu

Kalebodur'la Mimarlar Konuşuyor'da Celal Abdi Güzer'in konuğu Teğet Mimarlık kurucuları Mehmet Kütükçüoğlu ve Ertuğ Uçar oldu.

Söyleşinin tamamını buradan izleyebilirsiniz.

Celal Abdi Güzer: Son yıllarda Ankara’dan İstanbul'a doğru bir kaçış başladı, belki İstanbul’un çekiciliği belki iş ortamının dinamikleri bunda etkilidir. Teğet Mimarlık’ın da Ankara’dan İstanbul’a uzanan bir hikayesi var. Siz neden taşındınız, süreç nasıl ilerledi?

Mehmet Kütükçüoğlu: 1996 yılında kuruldu Teğet, o zaman ortaklık yapısı farklıydı: Ben ve Kerem Yazgan kurmuştuk. Bandırma’da Cin Çukuru için açılan bir yarışmada birinci olmuştuk ve ofisi de o vesileyle açtık. Ertuğ da bize katıldı, beraber çalışıyorduk. Bende İstanbul’a taşınma fikri hep vardı, İstanbul’da yaşamak daha güzel olabilir diye düşünüyordum. İşle ilgili özel bir sebebi yoktu açıkçası. Askere gidip geldikten sonra da taşınma kararı aldım. Aslında Kerem de gelecekti ama tam o sırada babası vefat etti, babasının işlerini devralarak bir süre mimarlığa ara vermek gibi bir tasarrufu oldu ve Ankara’da kalmaya karar verdi; ben geldim. Ertuğ da başka bir sebeple İstanbul’a gelmişti ve dedim ki ortaklık yapısını değiştirelim, burada beraber Teğet’i devam ettirelim.

Ertuğ Uçar: Aslında arada ben bir de Antalya’da bulundum. Ankara’da bir şekilde işler duruldu diyelim, ben de Antalya’ya gittim ama bu çok kısa sürdü. Mehmet’ten bağımsız bir şekilde İstanbul’a taşındım ve sonrası Mehmet’in dediği gibi oldu. 2000 yılından bu yana da ortaklığımız devam ediyor.

Celal Abdi Güzer: İstanbul’un ofislerin önünü açan bir yönü var mı peki gerçekten? Çünkü diğer bir yandan da zor bir rekabet ortamı sunuyor: Çok sayıda ofis var, bazıları da çok köklü yerleşik ofisler. Yarışmalarla mı oldu o varoluşunuz? Deniz Müzesi, sanıyorum çok önemli bir kırılma noktası.

Ertuğ Uçar: Tabi biz ikimizde İstanbullu değiliz, o açıdan biraz zor oldu elbette ama dünyadaki bir ağa Türkiye bağlıysa İstanbul’dan bağlı. Bu sadece mimarlıkla da alakalı değil, başka alanlarla ilişkiler kurabiliyorsunuz: sinema, müzik, sanat… Okullar burada ve birçok organizasyon burada oluyor. Sonuçta buradayken Türkiye’nin birçok başka yeriyle irtibatımızı koruyoruz ve proje yapmaya devam edebiliyoruz.

Celal Abdi Güzer: İkiniz de farklı alanlarla ilgileniyorsunuz değil mi? Mehmet müzikle ilgileniyor, senin de geçtiğimiz günlerde bir kitabın çıktı.

Ertuğ Uçar: Hele onlar, müzik ve edebiyat, İstanbul’un dışında imkansız gibi. Onlar iyice burada tekelleşmiş durumdalar. Mimarlığın biraz daha yayıldığını söyleyebiliriz ama bu diğer alanlar için geçerli değil.