Sosyal Medya

mart/2018
/bülten

SÖYLEŞİ

Unicera’da Bir Tasarım Stüdyosu

Unicera 2018 kapsamında Kaleseramik’in stant tasarımını gerçekleştiren Demirden Design ile tasarım yaklaşımlarını konuştuk. Demir Obuz ve Nil Deniz sorularımızı yanıtladı.

Ezgi Tezcan: Bu yıl, Unicera kapsamında Kaleseramik standının tasarımını gerçekleştirdiniz. Çok geniş bir ürün yelpazesine sahip olan markanın standını tasarlarken nasıl bir yaklaşım izlediniz?

Demir Obuz: Kale, hem bir ürün hem de yapı malzemesi markası… Kale’nin yapı taşını oluşturan; ürünlerinin gelişiminde tasarım ve teknolojinin hakim olduğu yaratıcı atmosferi ziyaretçilerine yaşatmak sergileme tasarımının ana fikrini oluşturdu. Dolasıyla büyük bir tasarım stüdyosu hayal ettik. Büyük bir stüdyonun yalın, açık fikirli mekan dili ve yeni bakışlara ilham veren ortamıyla, ziyaretçilerin ürünleri yeniden keşfetmelerini istedik. Üretim sürecinde birçok aşamadan geçmiş ürünlerin nihai hallerinin yer aldığı platform ve yüzeyler oluşturduk. İçerisinde profesyonellerin de bulunduğu ziyaretçilerin Kale’nin ürünlerinden ilham alarak neler tasarlayabileceklerini, bu ürünleri kullanarak hangi sonuçları elde edebileceklerini düşünmelerini sağlayacak bir ortam yaratmaya çalıştık her şeyden önce. Mekanı çok net çizilmiş akslarla kurguladık ve bu bize rahatlıkla algılanan, izleme zorluğu yaşatmayan bir ortam sundu.

Nil Deniz: Standın yerleşiminde merkezden dışarı doğru genişleyen bir yapı ve onu dışarıdan saran bir cepheden söz edebiliriz. Burada ürünleri, tasarım stüdyosu konseptine de uygun biçimde yalın halleriyle ele aldık. “Mix&Match” alanlarında ise farklı ürünlerin birlikte kullanımlarının örneklendiği kompozisyonlar oluşturduk. Merkezde yer alan ve “Kale Lab” olarak anılan deneyim alanıyla da stüdyo algısı kuvvetlendi.

Standın cephesi çok önemliydi. Hedeflediğimiz yaratıcılık platformunu temsil edebilecek güçlü bir imge istedik ve burada Kalesinterflex ürününe yepyeni bir kullanım önerisiyle yaklaştık. Sadece duvar yüzeyine yapıştırılan bir kaplama ürünü olarak değil; lamine ederek çift taraflı, üç boyutlu ve geometrik bir sistem önerdik. Doku, tam karşıdan bakıldığında opak ama yanından yürürken boşluklarıyla şeffaflık sağlıyor. Bu şeffaflık, ziyaretçilere, mimarlara, tasarımcılara bir davet: “Beraber bir şeyler yapalım,” diyor.

Multidisipliner bir tasarım ofisi olarak stanttaki grafik tasarımları da gerçekleştirdik. Cepheden aldığımız izleri tekrar ederek, vitrifiye sergileme alanlarında su dokusuna dönüştürdük örneğin. Bu bazı metin alanlarına da birer ikon olarak taşındı.

Ezgi Tezcan: Stantta markanın ürünleri işlevsel olarak yer aldı. Bu sayede ürünlere dair, ileriye dönük yeni kullanım senaryoları da sunulmuş olundu. Bu da deneyim fikrini desteleyen bir başka yaklaşım öyle değil mi?

Nil Deniz: Evet, Kalesinterflex, cephe kaplamasından öte, farklı kullanımlara da cevap verebilen özel bir ürün. Örneğin stanttaki toplantı masalarında cam ile lamine edilmiş olarak kullanıldı. Deneyim alanında ise bu kez renkli kağıtlarla lamine edilerek farklı bir masa uygulaması yer aldı. Bu sayede ürün bir mobilya elemanı olarak da kullanılabildi. Stantlar oldukça kısıtlı sürelerde çok yoğun trafik alıyor. Burada ana dolaşımı nasıl kurguladınız?

Demir Obuz: Yerleşim şeması, alanın tüm derinliğini kullanan koridor aksları ile kurgulandı ve bu akslar boyunca yüzeyleri önlü arkalı kullandık. Bu, bize daha fazla ürünü daha az hacimde sergileme imkanı sağladı ve böylelikle ferah bir ortam yaratabildik. Aynı zamanda mekanda bir ritim de oluşturmuş olduk. Standı gezerken ürün gruplarını farklı aşamalardan geçerek izleyebiliyorsunuz. Her şeyi bir anda okumaya çalışmak zorunda bırakan değil, sırayla ve sakin bir biçimde ürünleri takip edebildiğiniz yalın bir mekan kurgusundan bahsediyoruz.

Nil Deniz: Buradaki yalınlığı da her bir birimin, üzerinde sergilenen ürün için özel olarak tasarlanmış olmasıyla sağlayabiliyoruz. Örneğin Kalestone bölümünde sergileme birimlerini, ürünün büyük bir bina cephesinde nasıl algılanacağını gösterebilecek biçimde tasarladık.

Ezgi Tezcan: Fuar alanlarında, sergilemenin yanı sıra ürün temsilcilerinin ve ziyaretçilerin buluştuğu toplantı alanlarına da ihtiyaç var. Burada nasıl bir yaklaşım izlediniz?

Demir Obuz: Ziyaretçilerle kurumun paydaşlarını bir araya getirdiğiniz zaman onların diyaloglarının tadını oluşturacak şey, mekanın yarattığı atmosfer ve sağladığı zemin. O zeminde güçlü bir ifade yaratabilirseniz hem fikirleri açabilecek hem kararları kolaylaştırabilecek verimli iletişimi sağlayabiliyorsunuz; işin ticari başarısına da dönüşen bir süreci başlatmış oluyorsunuz. Burada da bütün ürün gruplarının farklı bakış noktalarından aynı anda izlenebildiği açık toplantı alanları oluşturduk. Diyalog sürerken hangi ürünle ilgili konuşulacaksa, o rahatlıkla takip edilebiliyor. Öte yandan tasarım stüdyosunun samimi ortamını da sunmaya özen gösterdik. Birbiriyle farklı açıklıklar oluşturan oturma grupları, çeşitli ekiplerin bir araya gelmelerini sağlıyor.

Nil Deniz: Oturma gruplarının kullanımını serbest bir yaklaşımla kurguladık. İlla ki karşılıklı oturmaya zorlamaktansa tercihi kullanıcılara bıraktık; yan yana da oturulabilecek imkanları yarattık. Buranın rahatlığı o samimiyeti de içinde barındırıyor. Nasıl rahat ediyorlarsa, ihtiyaç duyuyorlarsa o şekilde kullanmalarının önünü açmak istedik.

Ezgi Tezcan: Stant tasarımının bir avantajı da, kısa süreli ve anlık deneyimlerden yine anlık dönüşler alabilmeniz. Burada nasıl dönüşler aldınız?

Demir Obuz: Sergileme tasarımı geçici bir süreyle de olsa, kalıcı da olsa hem kurumun kendisine hem de hedef kitlesine yönelik bir motivasyon kaynağına dönüşüyor. Birçok anlamda şirketin kendini ifade edişine, kurduğu iletişime güç katıyor. Dolayısıyla başarılı bir sergileme tasarımı sadece bulunduğu süre içinde değil, bıraktığı izlerle de anılıyor. Biz de bu tasarımla ilgili aldığımız dönüşlerden mutluyuz; tasarımın bu anlamda bir değer ve enerji kattığına şahit olduk.