Modern mimarinin öncülerinden olan Le Corbusier, kışkırtıcı bir yazar, bölücü bir şehir plancısı, yetenekli bir ressam ve benzersiz bir polemikçi olarak, dönemin güçlü figürlerinden bazılarını etkileyerek, dünyanın hemen hemen her şehrinde görülebilecek mimari izler bıraktı.
Amedee Ozenfant ile pürizm manifestosunu geliştirdi. Serbest planlı konutlar için seri üretim sistemi olarak öne sürdüğü betonarme bir çerçeve olan Dom-Ino Evi’ni tasarladı. L'Esprit Nouveau dergisinde ünlü "mimarinin 5 noktası" fikrini yayınladı.

1923'te, "Bir Mimarlığa Doğru" olarak Türkçeye çevrilen kitabında, gelişen modern çağdan esinlenerek, binalara otomobil, uçak ve gemi prensiplerini uygulayan mimari vizyonunu açıkladı. Modernist mimarinin temel tavrını özetleyerek, evi burada "yaşamak için bir makine" olarak ilan etti.

Atina Şartı’na sunduğu modern şehir planlaması ilkeleri temel bir belge haline geldi ve Le Corbusier'in adıyla dünyanın birçok yerinde şehirler sosyal konut bloklarıyla modernize edildi.1930'lar ve sonrasında çıplak beton ve anıtsal ölçeği tercih etmeye başladı. Daha sonraları “Brütalizm” olarak anılacak olan üslubun yapıtaşlarını oluşturdu.
Le Corbusier’in çağdaş mimari üzerindeki etkisi ölçülemez. Neredeyse tüm çağdaş teoriler temelde onun ideallerinin devamı ya da reddi olarak hareket etti ve neredeyse tüm modernist mimari ve şehir planlamasının temelini oluşturmaya yardım etti.